Jang Hui Bin…

Görsel

Daha önce birçok diziye konu edinmiş bir kadın Jang Ok Jung…

Çoğu dizide zalimliği ele alınmış, yaptığı kötülükler işlenmiş. Bu diziyle karşılaştığımda tarihi olması sebebiyle çevirme kararı almıştım. Az çok önceki dizilerden Jang Ok Jung’un nasıl anlatılacağını biliyordum. Lakin bu diziyle birlikte Jang Ok Jung’un önceden zihnimde yer ettiği imaj tamamen silindi. Jang Ok Jung’un öncesini, çektiği sıkıntıları gördük yaşadığı düş kırıklıklarına, acılarına şahitlik ettik. Onu zalim yapan kişileri ve nedenleri gördük ve görmeye devam edeceğiz büyük olasılıkla.

Diziye gelecek olursak Jang Hui Bin, Live for Love adlı bir kitaptan uyarlama. Genelde kitaptan uyarlama bir yapımın iyi olmayacağını düşünürdüm ama bu dizi ile bu ön yargım da yıkıldı. Dizideki karakterler, sahneler, renkler, oyunculuklar her şey bambaşka. Kitabı elinize almış okuyormuşsunuz gibi bir his veriyor. Bu da yönetmenin sihirli elleri sayesinde sanırım. Ve tabii ki o muhteşem oyuncuları da unutmamalı.

Jang Ok Jung ve Kral Lee Soon arasındaki aşk o kadar gerçekçi anlatılmış ki.. Bunu o kadar güzel yansıtmışlar ki… Çoğu sahnede ekrana baygın baygın bakarken buluyorum kendimi. 🙂

Görsel

Tarihi yapımları ayrı bir sevdiğimden ve romantizme bayılan bir kişi olduğumdan bu dizi ilk 10 bölümü ile beni derinden etkiledi diyebilirim.

O güzel aşkın doğuşundan, ilerleyişine kadar olan ana şahit olduk, oluyoruz olacağız :). Zevkle seyrettik aşkları ile donanmış sahneleri…

Görsel

Şimdiden finali hakkında düşündürmeye, daha önce izlediğimiz dizilerde gördüğümüz Jang Ok Jung’un akibeti yüzünden üzmeye bile başlamıştı. O anda keşke kitabı elimin altında olabilseydi ve keşke Korece bilseydim diye içimden geçirdim. Harika olduğuna emin olduğum bu kitabı okumak isterdim. Ben bu düşüncelerde iken nette gezdiğim bir sırada yabancı bir arkadaşın blogunda bu kitabın son iki sayfasını İngilizceye çevirdiğini gördüm. İnanılmaz bir mutluluk kapladı içimi. Dizinin finalini bilmek değil o kitaptan bir satır dahi olsa okuyabilmekti çünkü amacım. Ve bu amacımı gerçekleştirmiş oldum. 🙂 Tatmin etti mi? Kesinlikle hayır… O satırları okuyunca kitabın hepsini okuma isteği ile dolup taşar oldum. Şu an buna bir çözüm bulmaya çalışmaktayım. 🙂

Uyarlandığı kitabın kapağı bile öyle enfes ki… Çekimine karşı koyamıyorum.

Buyurunuz sizler de görünüz 🙂

Görsel

Ve nihayetinde okudum öğrendim, kitabın bir sayfasını dahi olsa görebildim. Ve görmek isteyenler olabilir diye düşünüp kendimce çevirmeye çalıştım. Spoiler korkusu olanlar bakmasın efenim. 🙂

Not: Kitap çevirmenin ayrı bir şey olduğunu ve zor bir zanaat olduğunu düşünüyorum. Cümlelerim basit kalmış olabilir anlayışınıza sığınıyorum efendim. 🙂

— Heebin Jang ok jung’un tabutu Sinmumun’dan, Geoncheonggung’un güneydoğu kapısından çıkarıldı. O gece Ok Jung’un naaşı saraydan ayrılırken, diğer bir kişi de bu dünyadan ayrıldı. O, Ok Jung’u saraydan kurtaramayacağını anladığı günden beri kendini Giseang evlerinde içkiye vurarak hayatını ziyan etmiş biriydi. O gece, eve gitme bahanesini kullanarak giseanglerin yatıya kalma teklifini geri çevirdi. Gisaeng evinden çıktı. Sarhoş Chi Soo yürürken sendeledi. Geçmişte birçok kez yürümüş olduğu sokaktan geçerken ruhu daha önce hiç hissetmediği derin bir çaresizlikle doldu. Sarhoş bir şekilde yol boyunca yürüdü ve yanbanların kavga ettiği bir restorana geldi. Oradaki hengameye daldı ve keşmekeş içerisinde öldürüldü. Tüm kalbine işlemiş olan kin ve öfkeyi asla çözemeden, kızgınlığını bu dünyaya bırakıp göçüp gitti.

Jang Ok Jung’un tabutu saray dışına çıkarıldığı sırada Kral Lee Soon yalnız başına uyumaya gitti. Gecenin bir yarısı aniden uyandı ve tekrar uyuyamadı. Hizmetkarlarına çekilmelerini söyleyip konutundan dışarı çıktı.  Bir başına amaçsızca dolaşırken farkında olmadan aşina olduğu dere kenarına vardı. Buranın bir zamanlar Ok Jung ile güzel anlar yaşadığı o yer olduğunun farkına vardı. Lee Soon derenin yanı başına oturup bundan 20 yıl öncesini düşünmeye başladı. Onun omuzlarında dinlenmiş, ve sıkıntılarından kurtulmuştu.

“O, tükenmiş beni, bir anne gibi sıkıca kucaklayan kişiydi. Kimseye göstermediğim yalnızlığımı ifade etmeme izin verdi.” Gözleri daha önce Ok Jung’un oturduğu yere kilitlendi. “O kadın gerçekten nasıl biriydi? O, ilk bakışta aşık olduğum, ilk kadındı, karımdı. Bana bir oğul veren ilk kadındı. O, daima siyasi konularda perde arkasından bana destek olmuştu. Ne istersem isteyeyim beni hoşnut etmek için elinden geleni yapmıştı. Ölümle karşı karşıya kaldığında bile hala beni seviyordu. Böyle bir kadının ölümüne neden oldum…”

Parmaklarıyla hafifçe dereye dokundu. Lee Soon’un ifadesi sanki kalbinin en derin yeri oyuluyormuş gibi acı doluydu. Omuzları gittikçe daha fazla titremeye başladı. Bu yerdi… Ok Jung, ağlarken onu izlemiş, gözyaşlarını silmişti ve artık burada değildi.

Lee Soon bir kez daha hıçkırıklara boğuldu. Bundan böyle Lee Soon’unu rahatlatabilecek  ya da gözyaşlarını silebilecek kimse yoktu. Çünkü onu seven tek kadın, Jang Ok Jung artık bu dünyada değildi. — 😦

Reklamlar

2 thoughts on “Jang Hui Bin…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s