Bazı Annelere Ayar Olan Anne

Hayır, hayır bu blogu anne-bebek bloguna döndürme gibi bir niyetim yok. Olmasını bekleyenler ya da olacağını düşünenler vardır elbet fakat belirli şeylere takılmaktan hoşlanmayan, her zaman her konuda yazmak isteyen ben, bu blogu ortaya karışık bir yer olarak devam ettireceğim.

Hamileyken sayısız blog okudum annelikle ilgili çoğu kopyala yapıştır yapmayı ilke edinmişti, ya da birçoğunda hep aynı şeyler farklı kelimelerle yazılıyordu. Bir süre sonra sıkıldım. Neden bunlara ihtiyacım olsun ki dedim. Ama yine de okuduklarım beynime kaydedildiği için ara sıra yeri geldikçe uygulamaya çalıştım sonuç elbette hüsran. 🙂

Yok yatır kaldır modeliymiş, yok katı gıdaya şöyle geçinizmiş, şunları yesin şunları yemesinmiş  falan fasa fiso. Annelik tamamen içgüdüseldir. Yazılana çizilene bakılarak anne olunmazmış. O nedenle eski anneler daha çok anne gibi işte. O zamanlar kaç tane blog vardı ya da kaç tane kitap. Acaba o geri kafalı anneler bu kadar iyi annelik yapmayı nereden öğrendi? Sanırım Allah vergisi bir şeydi lakin bu vergi yeni nesil annelere bir türlü gelmedi.

Hiçbir zaman evhamlı bir yapım yoktu son derece sakindim, bebeğim olunca acaba bu sakinliğim devam eder mi diyordum etti. Sanırım ben şu an bir fayda görüyorsam, bu da o sakinliğimin eseridir. Sakinlik dediysem bir yere yatıp çocuk ağlasa da bakmamak aman yesin diye 3 aylıkken ağzına çilek, domates dayamak gibi şeylerden bahsetmiyorum bittabi.

Her türlü sıkıntıyı yaşadım tam 3.5 ay yapışık ikiz gibi dolandım, ayağımdan, kucağımdan ayıramadım. Kendime ait hiçbir dakikam olmadı bırakın yemek yemeyi tuvalete dahi gidemedim. Ama bebek büyüyünce az biraz etrafı fark etmeye ve beni algılamaya başlayınca işler değişti. Bloglardan ya da kitaplardan öğrenmediğim tamamen içgüdüsel olan ve benim algı ve düşüncelerimden oluşan annelik modeline geçiş yaptım. Patenti tabii ki bana ait.

Bunu görenler “Ay aman çok rahat annesin, nasıl rahat oturuyorsun, vermesene, yapmasana” deyip durdular. İlk 3 ay boyunca duyduklarıma hiç değinmiyorum bile. Korkunçtu. Emzirmeyen değil emziremeyen bir anneydim çünkü. Ve herkesin bu konuyla ilgili edecek lafı vardı. Hayaller başka hayatlar başka oluyor. Normal doğum yapacağım ben! Diye ölüp biterken birden sezeryanda buluyorsunuz kendinizi . “Yok ya ne maması ben emzireceğim” derken biberona mama yaparken buluyorsunuz kendinizi. “Aaa neden emzirmiyorsun? Tüh keşke emzirseydin. Mamayı verirsen tabii emmez. Bir kere alıştırmışsın mamaya” gibi henüz daha birçok şeyi atlatamamış olan, psikolojisi dalgalı bir deniz gibi olan, burası neresi ben neredeyim ne oldu? Diye aklından bir ton soru geçen depresif, anne olmaya çalışan bir anneye edilmemesi gereken ne kadar cümle varsa hepsini duydum. Ve nihayet 3.5 ay sonra “rahat, sakin” bir anne olabildim. Çünkü artık oğlumla tamamen başbaşaydık, kulakları kapadık, blogları kapadık, kitapları kapadık. Fikirleri aldık, dayatmaları bıraktık. Kafamıza göre takıldık.

Rahat bir anne oldum çünkü 7-24 oğlumu gözlemledim. Birileri dedi ya da öyle okudum diye değil oğlum daha rahat ediyor diye üstünü kat kat giydirmedim, 1 gün durup bir gün yıkadım. Nasıl rahat ediyorsa öyle uyumasına izin verdim. Neyi seviyorsa onu yedirdim, sağlığı için ne kadar yeterliyse o kadar yedirdim. Çok kucağıma alıp bunaltmadım özgür bıraktım. Çok nazik davranmadım severken. Su içmesi için, ek gıdaya geçmesi için belli bir zamanı beklemedim. Gece gündüz ayrımını süper şekilde öğrettim. İyi ki de öyle yaptım. Şu an yatıya bir yere gidecek olsam ya da misafirlikteyken geç saatte dönecek olsam endişe etmiyorum. Çünkü “benim” oğlum uyumlu. Her yerde her şekilde yatmaya alışık. En azından geceleri. Sevmediği bir ortama gittiğimizi anlatıyor bana kalkıyorum, eve gitmek istediğini söylüyor eve gidiyorum. Uyumak istediğinde işaret veriyor tamam diyorum. Acıktım diyor veriyorum, doydum diyor çekiyorum. ( Yok ya konuşmuyor daha 6 aylık, bizimki tamamen telepati, empati :)) İlle de yiyeceksin diye kaşığı ya da biberonu gırtlağına kadar sokmuyorum.

Bebeğinizi huyuyla suyuyla kabul ettiğinizde sorununu bildiğinizde hiçbir sorun kalmıyor ve hiçbir şeye gerek de. İnatla denediğim emzirme işlemi sadece bana ve çocuğuma zarar verdi. Ve bundan koca bir ders çıkarıp o şekilde yoluma devam ettim. Faydalı evet bunu ben de çok iyi bildiğim için çocuğuma da kendime de Çin işkencesi yaptım, doyduğunu sanıp yatırdığımda haykırarak uyanan, emmemek için mosmor kesilen ve buna rağmen inat eden bir anneyle uğraşan küçücük bedeniyle yorgun düşen ve aç kalan, kilo kaybeden bir bebek oldu 1 ay boyunca. (Mama zehir değil verebilirsiniz bunları yaşamanıza hiç gerek yok. )

Yediğine dikkat etmeyip emziren sonra da bebeği sancıdan kıvranan, çocuğunu atıp tv programları izleyen anneler sonra bana kalkıp rahatsın diyor ya…. Hayır cicim ben rahat değil çocuğunun sağlığını düşünen, acı çekmesini istemeyen bir anneyim. Bu düşünceyle hareket ediyorum. O da canlı doğduğu andan itibaren bir birey ve onun da hakkı olan bir sürü şey var. Normal doğumdan korkup sezeryanla çocuğu vaktinden önce aldırmak, sonra çocuğun bir sürü sağlık sorunuyla uğraşmak, her haltı yiyip çocuğum kolik diye sızlanmak en büyük rahatlık bence. Sonra da başka annelere akıllar vermeler falan geç canım bu işleri.

Mutlu bebek formülü ben de eksik kalmayayım vereyim 🙂

Mutlu bir anne, mutlu bir baba, mutlu bir ortam. En az benim kadar babasını da sevmeli, bilmeli diyen bir anne ve en az benim kadar annesi de rahat etmeli diyen bir baba. Emzirirken yediklerine dikkat etmek, emzirmiyorsan en sağlıklı ve güvenilir mamayı vermek, her beslenmeden sonra gaz çıkartma seansı, eğer bebeğin dayanıklı ve güçlü olduğunu düşünüyorsan (yani öyle her şeyden nem kapacak türde değilse) korkmadan banyo yaptırıp, sevdiği ve rahat ettiği ayarda giydirmek. Sevdiği şeyleri yedirmek, çok nazlamamak, cam fanuslara kapatmamak, özgür alan yaratmak,  planlı olmak, planlı olmak, planlı olmak, sabırlı olmak, İSTİKRARLI OLMAK. 🙂

Bebek bu canım ne anlar demeyin çok fena oluyorlar. 4 saatte bir beslendiğinin farkındaysa 4 saat sonra başlıyor ağlamaya, banyodan sonra uyuyorsa genelde, banyodan çıkınca birden kapanıyor gözleri, toksa açmıyor ağzını. O yüzden kendinize de saatler koyun her adımınızı o aralıklara göre atın. Demek istediğim saat 8 kalk 8.30 da yedir 10’da yatır değil. Rastgele ama düzenli aralıklarla belli şeyleri yapmak.

Benim bebek de işe yaradı, yarıyor inşallah yarar da. Sizin bebekleri bilmem, çünkü onlar sizin. Ölçün tartın biçin. Kendi içgüdülerinize göre hareket edin, özellikle siz havadan nem kapmayın. Çocuğu ağlatmadan kararlı ve istikrarlı olun. Bebekler her gün değişir, her şeye de alışır. Önemli olan sizin yeni bireye alışmanız, onu tanımanız, ona gerekli özeni ve vakti ayırmanız. Rahatsız edecek bir şey ama sorun bebeklerde değil annelerde boş bir anınızda kendinizi sorgulayın.

Anobist annenin önerileri burada biter, haydin sağlıcakla 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s